|
|
|
| |||
|
|||||
|
|
| ||||
|
|
|
|
|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
1.BÖLÜM KÂR DAĞITIMI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
1.1.KÂRIN TANIMI
Kâr, en basit şekliyle konulan sermayenin karşılığı olarak elde edilmesi öngörülen bir artışı ifade eder. Ancak kâr kavramı farklı bakış açılarıyla farklı şekillerde tanımlanabilir. T.T.K., S.P.Kanunu, V.U.K. kârın tanımını kendi amaçları çerçevesinde yapmışlardır. “Kâr kavramında hangi amaçlarla tanımlama yoluna gidilirse gidilsin, hepsinde ortak nokta kârın net veya artık bir değeri ifade ettiği noktasıdır”(1). Aktif veya pasif kalemler arası değişikliklerin hepsi kâr olarak tanımlanmayabilir. Kâr için, aktif veya pasif kalemler üzerindeki değişikliklerin, özsermaye üzerinde artış meydana getirmesi gerekir. Aksi halde kâr değil zarar söz konusu olacaktır. Belli bir dönem içinde yapılan işlemler, özsermaye üzerinde artış meydana getirebilir. Ancak belli bir dönem içinde elde edilen hasılatın hepsini kâr olarak ifade etmek yanlış olacaktır. Çünkü brüt olarak elde edilen hasılatın elde edilmesi için işletme birtakım maliyetlere katlanmaktadır. Bunun için sözkonusu maliyetlerin, hasılattan düşülmesi suretiyle kâr kavramına ulaşılabilir. Kârın yukarıdaki tanımlamalara göre farklı sonuçlar verdiği durumlar söz konusu olabilmektedir. Özellikle ticaret hukuku ile vergi hukuku arasındaki farklılıklar bu sonucun oluşmasına neden olmaktadır. Gerek ticaret hukukunun gerekse vergi hukukunun kârın tespiti ve bilançonun oluşumunda dayandıkları ortak nokta değerlemedir. “Değerlemede, indirilmesi kabul edilmeyen giderlerde, gizli yedek akçelerde, amortisman ve karşılık ayrılmasında vb. farklı olabilecek vergi hükümleri veya ekonomik sosyal amaçlarla bazı işletme gelirlerinin tamamen vergi dışı bırakılması veya kazançlarında indirim yapılmasının kabul edilmesi dolayısıyla, vergi bilançosu (mali kâr), ticari bilançodan (ticari kâr) değişik bir görünüm arz edebilir”(2). Bu farklılığa G.V.K.’nun 38. maddesinde cevaz verilmektedir. Buna göre “Ticari karın bu suretle tespit edilmesi sırasında, V.U.K.’nun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40. ve 41. maddeleri hükümlerine uyulur” şeklinde bir ifade vardır. Ayrıca enflasyonun olduğu ülkelerde ise, enflasyonun işletmeler üzerindeki etkilerini gidermeyi amaçlayan muhasebe ilke ve teorileri de kârın farklılaşmasına neden olmaktadır. 2 no.lu Türkiye Muhasebe Standartlarında(3)da net bugünkü değer yöntemine göre değerleme yapabilme imkânı getirilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde kârın üç ayrı biçimde tanımını yapabiliriz. Bunlar; 1. Hesap dönemi sonucu yönünden, 2. Dağıtım yönünden, 3. Vergi hukuku yönünden. 1.1.1.Hesap Dönemi Sonucu Yönünden Muhasebe ve bilanço tekniği çerçevesinde hesap döneminin sonucunun belirlenmesinde ve özvarlıklarda meydana gelen artışların tespitinde, hesap dönemi başı ile hesap dönemi sonu özvarlığı kıyaslanır. Oluşan farka, dağıtılan kârlar veya işletmeden çekilen kıymetlerin eklenmesi ve işletme sermayesine eklenen kıymetlerin düşülmesi gerekir. Bir başka tanımlamaya göre ise kâr, herhangi bir dönem içinde fiilen satılan malların satış tutarı ile bu malların maliyet bedeli arasındaki farktır. Bu tanımlamalardan hareketle kârı şu şekilde formülize edebiliriz. Hasılat – Giderler = Özvarlıktaki Artışlar – Özvarlıktaki Azalışlar 1.1.2.Dağıtım Yönünden Kârın Tanımı Türk Vergi Sistemi ve TDHP Uygulama Sistemi gereğince ülkemizde tutulan muhasebe kayıtları ve bu kayıtlara istinaden finansal tablolarda yer alan “SERMAYE” TL cinsinden ifade olunmaktadır. Ancak enflasyonun hakim olduğu ülkemizde, yıllara ilişkin sermayeye ait veriler gerçeği yansıtmaktan uzaklaşmaktadır. Böylece işletme sahip ve ortakları yada konuyla ilgili üçüncü kişiler açısından kâr dağıtımında ele alınacak sermaye tutarının ne olacağı önem arz etmektedir. Dağıtım yönünden kâr, şöyle tanımlanabilir. ”İşletmenin potansiyeline dokunmadan bir başka ifadeyle, işletmenin gelişimini sağlayacak fonlarını saklı tutmak koşulu ile pay sahiplerine dağıtılabilecek aktif artışı şeklinde tanımlanabilir”(4). 1.1.3.Vergi Hukuku Yönünden Kârın Tanımı 4369 sayılı kanunla G.V.K.’da yapılan değişiklik sonucunda gelirin tanımlaması 1 Ocak 1999’dan itibaren net artış teorisine göre yapılmaktadır. Buna göre vergiye tabi gelir kavramının belirlenmesinde kaynak ve devamlılık unsurlarının kullanılmasına ihtiyaç yoktur. Buna göre bir kişinin geliri, belli bir dönemde yaptığı tüketim ile aynı dönemde net varlığında gerçekleşen değişimin (artış), toplamından ibarettir. Yani üretim faktörlerinin kullanımı sonucu ortaya çıkmayan transferler (piyango, ikramiye, miras vb.) arızi gelirler ve çeşitli nedenlerle servet unsurlarında ortaya çıkan değer artışları da gelir kavramına girer. Yapılan düzenlemelerle Türk Vergi Sisteminde satın alma gücü yaratan her türlü değer artışının vergilendirilmesi amaçlanmıştır.
1.2.KÂRIN TESPİT ŞEKİLLERİ
1.2.1.Özsermaye Kıyaslaması Yoluyla Kârın Tespiti Kâr, belli bir dönemde satış hasılatı ile bu satışlara ilişkin maliyetler arasındaki olumlu fark idi. Bu fark ise, işletmenin özsermayesinde bir artış (zarar var ise azalış) meydana getirecektir. Özsermaye kıyaslaması yoluyla kazancın tespiti sırasında öncelikle dönem başı ve dönem sonu özsermayelerinin tespit edilmesi gerekir. Daha sonra dönem başı ve dönem sonu özsermayeleri birbirleriyle kıyaslanır. Bulunan farka G.V.K.’nun 38. maddesi gereğince işletmeden çekilen değerler ilave edilecek, işletmeye ilave edilen değerler ise bu farktan indirilecektir. Özsermayenin tespitinde en önemli mali tablo bilançodur. Çünkü dönem başı ve dönem sonu özsermayeleri tamamıyla bilanço üzerinde hesaplanmaktadır. Envantere kayıtlı bulunan kıymetlere ve bunların değerlemesinde uyulan esaslara göre birbirinden farklı bilançolar vardır. Bunlar ticaret hukuku kurallarına göre düzenlenmiş ticari bilançolar, vergi hukuku kurallarına göre düzenlenmiş mali bilançolardır. 1.2.1.1.Ticari Bilanço – Mali Bilanço Ayrımı Ticari bilanço ile mali bilançonun dayandığı ortak nokta envanterdir. T.T.K.’da yer alan değerleme hükümlerindeki genel amaç işletme ile herhangi bir surette ilişkide olan üçüncü kişilerin haklarını korumaya yöneliktir. V.U.K.’da yer alan değerleme hükümleri ise gerçek geliri kavramak ve vergilendirmek amacıyla mükellefe herhangi bir seçimlik hak tanınmamış olup, değerleme ölçülerinde asgari değerler belirlenmiştir. Ticari bilançoda önemli oranda kâr gösteren bazı işletmelerin mali bilançolarında matrah düşük olabilir, hatta mali bilançoda zarar gösterilebilir. Ticari bilanço ile mali bilanço arasındaki farkları şu şekilde sıralayabiliriz: 1)İktisadi kıymetler; ticari bilançoda T.T.K.’ da yer alan değerleme ölçülerine göre, mali bilançoda ise V.U.K.’ da yer alan değerleme ölçülerine göre değerlenir. 2)İşletmeden çekilen kıymetler ticari bilançoda dikkate alınmazken, mali bilançoda ayrıca dikkate alınır. 3)Yedek akçeler, ticari bilanço açısından kazancı azaltan bir unsur olarak dikkate alınırken mali bilanço açısından bu mümkün değildir.
1.2.2.Kârın Hasılat ve Giderlerinin Kıyaslanması Geniş anlamda hasılat şu şekilde tanımlanabilir. Hasılat, hesap dönemi içinde işletmenin ana faaliyetleri ile yan faaliyetleri sonucunda yaptığı tahsilat ile lehine doğan alacaklardır. Gider ise hesap dönemi içinde yapılan ve karşılığında herhangi bir aktif kıymet elde edilmeyen harcamalar ve borçlanmalardır. Bu yönteme göre hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile yapılan giderler arasındaki fark dönem kârını veya zararını verecektir. Vergi mevzuatımızda kazancın tespitinde indirimi kabul edilen ve indirimi kabul edilmeyen giderler ileriki konularda ayrıntılı olarak açıklanacaktır.
1.3.KÂR DAĞITIMI
1.3.1.Tanımı Kâr payı terimi, pay sahipleri ile kâra katılan diğer kimselere dağıtılmasına karar verilen kârdan, bunların her birine düşen payı ifade eden bir terimdir. Bu bakımdan pay sahibinin gerçek veya tüzel kişi olmasının bir önemi yoktur. 1.3.2.Kâr Dağıtımının Kaynağı “Kâr dağıtımının kaynağı, dönemin ticari kârı ile işletmede bırakılan ve dağıtımı kısıtlanmamış bulunan özkaynak unsurlarından meydana gelmektedir”(5). T.D.M.S.’ne göre işletmede bırakılan özkaynak unsurları şunlardır: a) 570 Geçmiş Yıl Kârları b) 542 Olağanüstü Yedekler c) 548 Diğer Kâr Yedekleri Dağıtımı kısıtlanan ve dolayısıyla kâr dağıtımı kapsamı dışında kalan özkaynak unsurlarına ise şunları örnek verebiliriz. T.T.K. 466/3 maddesinde söz edilen, tutarı esas sermayesinin yarısını geçmeyen yasal yedek akçelerin dağıtımı mümkün değildir. Geçmiş yıllara ait mali ve ticari zararlar kâr dağıtım kaynağını olumsuz yönde etkiler. 1.3.3.Kâr Dağıtımına Yön Veren İlke ve Kurallar Kâr dağıtımıyla ilgili ilkelere yön veren kurallara “kâr dağıtımına yön veren ilke ve kurallar” denir. Kâr dağıtımına yön veren kuralların başlıcaları; TDMS, G.V.K., T.T.K., K.V.K., V.U.K. ve bu kanunlara ilişkin tebliğler, S.P. Mevzuatı, Yargıtay Kararlarıdır. TDMS’de kâr dağıtım ilkelerinin tanımı yapılmamıştır. Ancak ilkelerin uygulanış biçimi TDMS’de dört başlık altında kaleme alınmıştır. Bunlar; 1) Kâr dağıtım kaynağının dönem kârı ile yedeklerden oluşması, 2) Kârdan devlete, ortaklığa, ortaklara ve işletme personeline ait payların tablada açıkça gösterilmesi, 3) Adi ve imtiyazlı hisse senedine ait payların tabloda ayrı gösterilmesi, 4) Katılma intifa senedi, kara iştirakli tahvil, kâr- zarar ortaklığı belgesi gibi menkul kıymetlere ait payların tabloda ayrı olarak gösterilmesidir.
1.4.KÂR DAĞITIM POLİTİKASI
1.4.1.Kâr Dağıtım Politikasının Önemi “Kâr dağıtım politikası; işletmenin dönem içinde elde ettiği net kârın ortaklar ve dağıtılmamış karlar arasında dağılımının belirlenmesidir”(6). Kâr dağıtımı ortak açısından ortağın gelirlerinde ani bir artışa yol açarken aksi halde işletmede bırakılması halinde hisse senedi üzerinde bir değer artışına yol açar. Yine kâr dağıtım politikası bazen bir yatırım kararı olabileceği gibi bazen de bir finansman kaynağı şeklini alabilir. Bu ise firmanın büyüme hızını, firmanın piyasa değerini ve ortakların servetini etkilemektedir.
1.4.2.Kâr Dağıtım Politikasını Etkileyen Etmenler Kâr dağıtım politikasını etkileyen halleri şu şekilde sıralayabiliriz: a) Kanun ve şirket sözleşmelerinde yer alan hükümler b) İşletmenin likidite durumu c) Borç ödeme gereği d) İşletmenin karlılık oranı e) Kredi sözleşmelerinde yer alan hükümler f) Yeni yatırım planları g) Firmanın büyüme hızı h) İstikrarlı kar dağıtımı olup olmadığı ı) Sermaye piyasası kaynaklarından yararlanma i) Yönetimdeki çeşitli öncelikler j) Vergi yükü farklılıkları k) Şirketin ortak yapısı l) İştirak ve bağlı ortaklık niteliği
1.5.MUHASEBE SİSTEMİ UYGULAMA GENEL TEBLİĞİ ve SERMAYE PİYASASI KURULU TEBLİĞLERİ UYARINCA KÂR DAĞITIM TABLOSU
1.5.1.Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğine Göre Kâr Dağıtım Tablosu I no.lu muhasebe MSUGT’ de yer alan ek mali tablolardan “Kâr Dağıtım Tablosu” 1994 yılından itibaren uygulanmaktadır. Kâr dağıtım tablosu belirli koşulları taşıyan şirketlerin düzenlemeleri gereken ek mali tablolardan biridir. Bu koşullar son olarak IX sıra no.lu MSUGT’ de belirlenmiştir. Buna göre TDMS’ ne uymak zorunda olan mükelleflerden 1998 yılı aktif toplamı 900 milyar TL’sini veya net satışlar toplamı 2 trilyon TL’sini aşan mükellefle, temel mali tabloların yanı sıra ek mali tabloları da düzenlemeleri ve bu mali tablolardan “Kâr Dağıtım Tablosunu” da düzenlemek ve yıllık beyannamelerine eklemek zorundadırlar(7). 1.5.1.1.Tanımı Kâr dağıtım tablosu, işletmenin dönem kârının dağıtım biçimini gösteren tablodur. 1.5.1.2.Amacı Dönem kârından ödenecek vergilerin, ayrılan yedeklerin ve ortaklara dağıtılacak kâr paylarının açıkça gösterilmesi ve şirketlerin hisse başına kâr ile hisse başına temettü tutarının hesaplanmasıdır. 1.5.1.3.Kâr Dağıtım Tablosunun Düzenlenme Kuralları a) Kâr dağıtım tablosu; dönem kârından yapılan dağıtımla yedeklerden yapılan dağıtımı ayrı ayrı gösterecek şekilde düzenlenir. b) Kâr dağıtım tablosunda; ödenecek vergiler ve yasal yükümlülükler, ortaklara I. ve II. temettüler, ayrılan I. ve II. tertip yasal yedek akçelerle statü yedekleri, olağanüstü yedekler ve kârdan ayrılan özel fonlar açıkça gösterilir. c) Dönem kârının dağıtımında; imtiyazlı payların bulanması halinde, imtiyazlı ve adi hisse senetlerine ödenen kâr payları, tabloda belirtilen bölümlerinde ayrı ayrı gösterilir. d) Katılma intifa senedi, kara iştirakli tahvil ile kâr ve zarar ortaklığı belgesi ihraç edilmesi nedeni ile, bu senet sahiplerine mevzuat hükümleri çerçevesinde ödenen paylar, kâr dağıtım tablosunda ayrıca gösterilir. 1.5.1.4.Kâr Dağıtım Tablosunun Biçimsel Yapısı Kâr dağıtım tablosu aşağıda sunulan şekilde önceki dönem ve cari dönem verilerini içerecek biçimde aşağıdaki şekilde düzenlenir. 1.5.1.5.Kâr Dağıtım Tablosu Kalemlerinin Tanıtılması A- Dönem Kârının Dağıtımı Bu bölümde dönem kârının dağıtımı yer almaktadır. İlgili kalemler aşağıda açıklanmıştır. a) Dönem Kârı: Gelir tablosunda vergi ve yasal yükümlülüklerden önceki kârdır. b) Ödenecek Vergi ve Yasal Yükümlülükler: Dönem kârı üzerinden hesaplanan vergi ve diğer yasal yükümlülükleri kapsar. c) Geçmiş Yıllar Zararı: Zararla kapanmış geçmiş faaliyet dönemlerindeki zararları ifade eder. d) Birinci Tertip Yasal Yedek Akçe: T.T.K. uyarınca ayrılması gereken % 5 birinci tertip kanuni yedek akçeyi ifade eder. e) İşletmede Bırakılması ve Tasarrufu Zorunlu Yasal Fonlar: dönem kârından işletmede alıkonulacak ihtiyat veya karşılıklar ile finansman fonu ve yenileme fonu gibi işletmenin mali yapısının güçlendirmek amacıyla oluşturulan fonlardır. f) Ortaklara Birinci Temettü: Ödenmiş sermaye üzerinden ilgili yasa yükümleri ve ana sözleşme gereğince ortaklara dağıtılacak birinci tertip temettüdür. g) Personele Temettü: Genel kurul kararıyla personele dağıtılacak temettüdür. h) Yönetim Kuruluna Temettü: Genel kurul kararıyla yönetim kurulunu üyelerine dağıtılması kararlaştırılan temettüdür. ı) Ortaklara İkinci Temettü: Genel kurul kararıyla ortaklara dağıtılması kararlaştırılan ikinci tertip temettüdür. i) İkinci Tertip Yasal Yedek Akçe: T.T.K. uyarınca ortaklara % 5 birinci temettü hariç, kalan kârın dağıtılması kararlaştırılmış kısmın 1/10’ udur. j) Statü Yedekleri: ana sözleşme gereğince ayrılması gereken yedekleri kapsar. k) Olağanüstü Yedekler ( Dağıtılmamış Kârlar): İşletmede olağanüstü durumlar dikkate alınarak bırakılan yedek veya geçmiş dönemle ilgili dağıtım konusu yapılmayan kârları ifade eder. l) Diğer Yedekler: Genel kurul kararıyla ayrılan diğer yedeklerdir. m) Özel Fonlar: Çeşitli mevzuat hükümleri gereğince işletmede bırakılan fonlardır. KÂR DAĞITIM TABLOSU (BİN TL)
B- Yedeklerden Dağıtım Bu bölümde geçmiş yıllarda ayrılmış yedek ve dağıtılmamış kârlardan yapılan dağıtım yer alır. a) Dağıtılan Yedekler: Geçmiş yıllarda ayrılmış ve bu dönem dağıtılan yedekleri kapsar. b) İkinci Tertip Yasal Yedekler: Dağıtılacak yedek ve geçmiş yıl kârlarının 1/10’unu ifade eder. c) Ortaklara Pay: Dağıtılan yedek ve dağıtılmamış kârlardan ortaklara ödenecek kısmı kapsar. d) Personele Pay: Dağıtılan yedek ve dağıtılmamış kârlardan personele ödenecek kısmı ifade eder. e) Yönetim Kuruluna Pay: Dağıtılan yedek ve dağıtılmamış kârlardan yönetim kuruluna ödenecek kısmı kapsar. C- Hisse Başına Kâr: Dağıtım konusu kârdan hisse başına düşen pay burada yer alır. D- Hisse Başına Temettü: Dağıtılan kârlardan pay alanlara düşen kısım burada yer alır. 1.5.2.Sermaye Piyasası Kuruluna Göre Kâr Dağıtım Tablosu Seri XI, 1 sıra no.lu S.P.K. tebliğine göre tebliğde belirtilen özelliklere sahip ortaklıklar ve aracı kurumlar ayrıntılı bilanço ve gelir tablolarına ek olarak düzenleyecekleri ve kanuna tabi ortaklıkların ve aracı kurumların diğer bildirimlerinde kullanacakları tablolar arasında “Kâr Dağıtım Tablosu’da” belirtilmiştir(8). S.P.K. uygulamasında kâr dağıtım tablosu dönem kârının dağıtım şeklini gösteren tablodur.S.P.K.’ya tabi aracı kurumlar ve ortaklıklar tarafından düzenlenen kâr dağıtım tablosu aşağıdaki şablona uygun olarak doldurulmalıdır.
|